Öğrenmek Zor mudur?

Kimine göre evet, Kimine göre hayır. Bana soracak olursanız 10 sene öncesine göre çok daha kolay. Bu işe gönül verdiğimden bu yana geçen zamanlarda o kadar güzel gelişmeler yaşandı ki, kendimi bir eğitici olarak bu gelişmelere şahit olmaktan dolayı şanslı hissediyorum. Öğrencilerime anlatıyorum ama tabi anlamak isteyenler söylediklerimden gereken anlamı çıkartabiliyor. Bazıları ise maalesef sadece “dinliyor”..

Bilgiye ulaşabilmek artık internet sayesinde çok kolay. İstediğimiz bir konu hakkında uzman derecede bilgi sahibi olabilmek için tek yapmamız gereken o konuya iyice odaklanmak ve internete bağlı bir bilgisayar. Üniversitelerde verilen eğitim ayarında ve hatta daha da ötesinde bilgi, bir “tık” ilerimizde. Örneğin ben şimdi bu yazıyı yazmaya harcadığım vakti, “evde ekmek pişirmek” gibi bir olayı öğrenmeye harcasaydım, muhtemelen 6 saat içerisinde kendimi çevremde hiçbir teyzenin yapamadığı en lezzetli ekmeği yapmış olarak bulabilirdim. Tek gereken araştırmayı bilmek ve konuya odaklanmak.

Eskiden dahiler vardı, ancak artık “deha” geçerli bir kavram değil. Sebebi ise “En büyük deha”nın artık internet olmasında saklı.

Üniversitelerde okuyan siz çocuklar, bu yazdıklarımın sizin için avantaj olduğunu düşünüyorsanız maalesef yanılıyorsunuz. Okul bittiğinde iş hayatına atılacaksınız, ve bu gün dahil her gün rekabet edeceğiniz insan sayısı katlanarak artıyor.

Bizim devrimizde bu işler çok daha kolaydı. Kendimden örnek vereyim : … 15-16 yaşlarında Klasik Gitar öğrenmeye karar verdim, O dönemler herhalde bizim sokakta bir benim bir de benden yaşça büyük Metin abinin gitarı vardı. Benim ki ne kadar rus malı dandik ötesi bir gitar da olsa gitar dı işte.. Bir konuyu öğrenme konusunda o kadar takıntılıyımdır ki hayatı boşverip evde gitarımla kromatik gamlar çalışmaya başladım, kendi kendime sular seller gibi nota okumayı söktüm. O zamanlar takıntı sandığım ruh halimin aslında üstün bir odaklanma olduğunu sonradan öğrendim. Ders çalışmayı bile bıraktım, düşünün evden çıkmayan, tüm harçlığını haftada bir takım gitar teline yatıran bir ergen velet. O kadar fazla çalışıyordum ki parmak uçlarım 2 milimetre nasır olmuştu. İlerleyen zamanlarda çok işime yarayacak bir ritm duygusu, yaptığım her işte bir ahenk ( armoni ) yakalama içgüdüsü hep bana müziğin hediyesi. Hiç ders almadan eski bir Gitar metodu, oradan buradan topladığım notalar sayesinde öğrenip hayatımın ayrılmaz bir parçası olan ve hayatımı bir dönem kazanmamı sağlayan ve hatta askerliğimi bile müzisyen olarak ordu evinde yapmamı sağlayan gitar ne kadar şimdiki hayatımda hobi olarak görünse de piyasada gitarist diye gezen bir çok arkadaşı gitar diye çalabilirim 🙂 ( hodri meydan:) )

Şimdi zamanımıza dönelim. Muhtemelen bu satırları okuyan herkesin evinde gitar vardır, veya bir zamanlar bir tane olmuştur. Peki siz iyi bir gitarist olabildiniz mi ? Muhtemelen hayır ! Kaynak mı bulamadınız ? Hoca mı yoktu ? Evde internet mi yoktu ? Zamanınız mı yoktu ? Gitar çok mu eskiydi ? Telleri mi kopuktu ? Akordu mu yoktu ?

Bunun cevabını sizin yerinize ben vereyim. Benim Gitar öğrenmeye başladığım 90’lı yılların başında:

İnternet icat edilmemişti ( daha doğrusu biz ne olduğunu bilmiyorduk )
Cep telefonu yoktu.
Piyasada şimdi olduğu gibi 300’den fazla değil, 2 tane gitar metodu vardı.
Facebook’ta şimdilerde olduğu gibi yalandan ortalama 500 arkadaşım yoktu, sanırım benim 2 tane iyi dostum vardı.

Tüm bunlar yoktu ama şimdilerde sizde olmayan çok daha kıymetli birşey vardı. “Odaklanma” … Bir başka deyişle “odaklanmamı bozacak hiçbir gereksiz olay” yoktu.

Gelelim bu yazımın başlığına:

………öğrenmek zor mudur ?
Siz bu başlıktaki noktaların üzerine istediğiniz her şeyi yazarak o anlamda okuyabilirsiniz. Konunun özünü değiştirmez.

Günümüzde bir konuyu öğrenmek ve o konuda uzmanlaşmak sizin için çok daha zor. Yazımın başında “10 sene öncesine göre çok daha kolay” dediğimi unutmadınız değil mi ? Evet ama bu benim ve benim yaşlarımda olanlar için geçerli.

Çünkü bizler günümüzde eskiden olmayıp ta şu anda hayatımızda olan her şeyin doğru kullanıldığında hayatımıza neler kazandırdığını, yanlış kullanılırsa neler kaybettireceğini idrak edebilen bir bilince sahip olarak büyüdük. Maalesef sizler bunları hayatın doğal bileşenleri sanarak büyüyorsunuz. ( Şu anda kulllandığınız tüm elektronik eşyalar, internet, TV kanalları, video klipler, youtube ve herşey ! )

Bu yazıyı yazmamın en büyük sebeplerinden birisi, öğrencilerim arasında dahi olabilecek vasıflara sahip olup ta vasıfsızlık yüzünden iş bulamayan çocuklar için duyduğum üzüntüden başka hiçbir şey değil. Sosyal medya denilen zaman katili ( doğru kullanıldığında bir o kadar da değerli ) bu çocukların altın değerindeki dakikalarını çalmaktan başka hiç bir işe yaramıyor. Dakikalar birleşip saat, saatler birleşip günler, haftalar, aylar, yıllar olup ta bir gün aynaya baktıklarında 30’lu yaşlarına gelmiş, Mozart’ın 500’den fazla senfoni yazdığı yaşta hiçbir vasıf kazanamamış olarak beyazlayan saç tellerine bakıp sonra katrilyonlarca sayfa bilginin olduğu mucizenin başına geçerek “istedikleri her işe girmeye yarayacak olan herhangi bir konuda doktora derecesinde bilgi edinebilecek” zamanlarını www.facebook.com’a girerek öldürmek. İşte ben kusursuz cinayet diye buna derim…

…………………..öğrenmek zor mudur ?

Cevap: Kişiye göre değişir.

Bu yazıyı okumaya zaman ayırıp bu son satıra kadar geldiysen, senin için hiçbir şey zor değil. Ne öğrenmek istediğine karar ver ve şimdi google’lamaya başla.

Bir Cevap Yazın