3ds Max Kimleri Zengin Eder?

Bu yazıyı yazmayı uzun zamandır kafama koymuştum, Artık başlayayım dedim. 3d sanatını icra eden biz “tiridiciler” aslında ülke ekonomisine neler sağlıyoruz bakın görün istedim:

Çok değil bundan 12-13 sene öncesinde bilgisayar teknolojisi bu kadar gelişmemişken inşaat sektörü tam anlamıyla yerinde sayıyordu. “Ne alakası var, binaları bilgisayarlar mı inşa ediyor ?” dediğinizi duyar gibiyim. Çok alakası var. Binaları bilgisayarlar inşa etmiyor ama bir inşaat projesinin hemen hemen her aşamasında bilgisayar teknolojileri kullanılıyor.
Nasıl ki marangozun çekici – testeresi olmak zorundaysa, şimdilerde okuldan mezun olan bir mimarın veya inşaat mühendisinin olmazsa olmaz araçları bilgisayardır.
Planlama, Projelendirme, hayata geçirme ve satışına kadar giden tüm süreçlerde bilgisayarlar en önemli araçlardır. Şimdi tüm bu adımların üzerinden kısaca geçelim.

Planlama Aşaması, bir inşaat projesinin fikir aşamasıdır. Akıllı müteahhitler yapacağı yapının her şeyden önce satılıp satılmayacağını bilmek zorundadır. Yapının insanların kolay ulaşabileceği yerde olması birinci önceliktir. Şehirlerin bu kadar iç içe geçmiş olma sebebi işte budur. Otobüs veya araba ile şehirler arası seyahat yaptığımızda gördüğümüz binlerce kilometre karelik boş araziye inşaatlar yapılmamasının sebebi o alanlara olan ulaşım zorluğudur. İşte müteahhit ilk adım olarak ulaşımı göz önüne almalı ve buna göre hareket etmelidir. Seçeneklerini elemek için bir çok yere giderek yerinde görmek yerine ofisinde oturup google earth ile arazinin her türlü özelliğini kontrol edebilir. Ya da söz konusu arazi başka bir şehirde ise oradan örneğin arazinin fotoğraflarını internet üzerinden e-posta ile alabilir bunun üzerinden planlamasını şekillendirebilir.

“Hoca ne var bunda, bu muydu bilgisayarların planlamaya katkısı” diye düşünenlere şunu söylemekte fayda var, tüm bu imkanların var olduğunu değil de olmadığını düşünerek çareler üretmeye kalktığınızda pek bir çözüm yolu bulamayacağınızı göreceksiniz.

Projelendirme Aşaması, yine bir şey inşa etmenin olmazsa olmazıdır. Eski zamanlarda kağıt, kalem, pergel, cetvel gibi araçlarla uzun sürelerde yapılabilen bu işlem artık orta halli bir laptop, birkaç saat ve bir kaç kahve içerek yapılabiliyor. Bilgisayarlar bizim için ölçme, hizalama, sığdırma, yükseltme, test etme, malzeme hesaplama, yapının elektriği, suyu, kanalizasyon ve gaz hattı hesaplaması ve aklınıza gelebilen her işlemi saniyeler içinde yapabiliyor.

Hayata geçirme, inşaatın başlamasını ifade eder, Önceden tüm detayları ile projelendirilen inşaatın tüm aşamalarında yine bilgisayarlardan elde edilen veriler göz önüne alınır. Bazen ekranda görülen ile doğada görülen çelişebilir, örneğin yapının zemini bu yapıyı taşımaya müsait değilse proje batabilir. Ama korkmayın, tüm bu hesaplamalar da daha öncesinde yine bilgisayar teknolojileri kullanılarak yapılmış ve size kullandığınız zemin ile ilgili gereken bilgi ve izinler verilmişti. Örneğin sadece iki katlı bir bina yapılmaya müsait bir zemin için on katlı bina izni zaten alamazdınız. ( çok sağlam torpiliniz yoksa:) )

Satış, tüm bu uğraşının nedeni bu değil miydi. Hiçbir müteahhit yaptığı bina kendisine kalsın istemez. Belli bir kar ile satmak işin asıl rengidir. Şimdi bu yazımızın asıl konusu devreye giriyor ve aslında “satış” işlemini tüm bu aşamalarımızın en başına taşıyoruz. Nasıl yani ? Hadi deneyelim:

Satış :
Müteahhit bir arazi bulur, buraya bir bina yapmak ister, gerekli inceleme ve izinleri alır, ( tüm bunları ofisinden çıkmadan yapabilir ) sonra yapacağı binanın üç boyutlu görsellerini biz tiridicilere hazırlatır. Bahçesine ağaçlar, havuzlar, çocuk parkları, havada uçan kuşlar, balkonda oturan abla – abi, park yerinde arabalar, tertemiz camlarda bulutların yansıması, güneşin parlak ışıkları ve aklınıza gelen ne varsa bu görsellerde olabilir. Hatta bir de canlandırma yaptırıp binanın içine girip sizi mükemmel döşenmiş bir dairede gezdirir, bir evi sattıran en önemli alan olan mutfakta biraz fazla oyalanılır, perdeler hafif hafif uçuşur falan filan…

Müteahhit arkadaş bu dosyaları alır, boş arazinin güzel bir yerine ilk evvela bir satış ofisi kondurup güzelce döşer, bir satış danışmanı, büyük bir ekran ve satış sözleşmeler ile satışa hazırdır.

Peki inşaat ne oldu ? Ya o sonra da olur.. Önce bi satalım, sonra yaparız. Satışlar başlar, üç-dört daire satıldığında inşaat masrafının neredeyse tamamı çıkmıştır. İnşaata başlanır, bitirilir, karlar edilir.

Türkiye’de insanlar birbirine o kadar fazla güvenmese, Bir de nacizane tiridiciler olmasa bu inşaat sektörü biraz zor ilerlerdi ya neyse..

Sonuç: Bir müteahhitin en yakın dostu iyi bir tiridicidir 🙂 Gerisi hikayedir. Canı isterse sattırır, isterse sattırmaz. Ona göre 🙂

Bir Cevap Yazın